başlığın amına koyayımmı diyim. ne diyim şimdi allahınızı severseniz


yaşamak ne kadarda saçma.yazı yazmak saçma.saçma demek saçma dememek saçma.düşünmek saçma düşünmemek saçma.zamanın kıymetini şimdi anlıyorum.akıp gitmeseydi öldürmeseydi beni hep bu soruları sorup durcaktım.oysa şimdi sorsamda sormasamda sonunda bitcek.zamanın kıymetini bilmekte saçma.

bir döngüdür herşeye saçma olarak bakmak.bir an geliyor ve bir anda herşeyin saçma olduğunu düşünmeye başlıyorum.müzik dinlemek saçmak ders çalışmak saçma sevgiliyle zaman geçirmek saçma film izlemek saçma halı saha maçı saçma yüzmek saçma herşey saçma.herşeye saçma olarak bakmak saçma.
bu yazıyı biri okusa vah zavallım depresyonda bu çocuk der.ama o da saçma.kim takar depresyonu sen değilsinde ne oldu ölcen olum ölcen bende ölcem depresyon dediğin nedirki ölünce biter ozaman o da saçma.
hacı ölüp gitceksen ozaman salla bunları git fındık üstünde fındık kır demekde saçma.
ooo sen uçmuşsun seni kimse kurtaramaz demekte saçma...
"babuş ona saçma buna saçma diyorsunda ozaman sen saçma olmayan bişi de" demekte saçma...
senlemi uğraşcam siktirgit ne halin varsa gör demekde saçma.yok yok bu saçma değil.ama bunu demeyin.yani ayıp bence denmemeli.denirmi be böyle şeyler.
saat 3 olmuş yarın sabah sınav var ben bu saçma yazıyı yazıyorum...neyse allahtan beynim küçükte herşeye saçma olarak baktığımı unutuyorum bir zaman öyle oyalanıyorum falan.
saçma ulannnnnnnnnn saçma işte ama ne yapsam saçma ne yapmasam saçma.çocuğum olsun ismini saçma koycam.saçmaaaaaaa gel oğlum.gelsene lan öküz ne bakıyorsun gel gel gel cartele gel.o deilde sınav gircek işte kaçarı yok.böyle saçma saçma dedimde birgün kafayı yersem artık işin içinden çıkalamıyacak kadar boktan bir duruma düşersem gidip banka soymaya çalışcam.kaybetcek neyim var diyerekten planlı bir şekilde hayatımın en büyük adrenalini yaşayacağım.yıllar boyunca banka soysam nasıl soyardım diyip okadar düşündüm cok iyi bir planım var.ama 3 adama ihtiyacım var biri kısa boylu olmalı.öyle birileri falan varsa aranızdan bana katılabilir.ama bankayı soyduktan sonra bütün paraları yine kendım alcam onuniçinde bir plan yaptım=) o kadar film izledik hangi filmde banka soyulduktan sonra paralar kardeş payı olarak bölüştürüldü allahınızı severseniz...allahınızı severseniz ne güzel bir şey öyle durmadan kullanasım geldi.aman neyse çalışcam ben ya bırakıyorum bu yazıyı burda mallık yapmıyım durduk yere hadi bakalım siktirolup gidiyorum ben allahınızı severseniz.

hürriyet gazetesi

şu hürriyet gazetesinden nefret ediyorum.öyle sıradan bir nefretde değil.o haberleri yazan insanları işkence ederek öldürmek istiyorum.çünkü eğer birine işkence etmek gerekirse bunlar işte o insanlar.bir defa bunlar gazeteci değilmi.içinde yazı yazmak olan her meslekte benim aradığım bir kaç şey var.beni bilgilendircek farklı bir bakış açısını göstercek yada kültürel olarak daha donanımlı olmamı sağlayacak şeylerin yazılı olması gerekir.ama bu gazete tamamen işi paraya dönüştürmüş.ne yazdıkları önemli değil ne yazarlarsa daha cok tıklanırlar diye yazı yazıyorlar.ve eğer sorsanda toplumun istediği haberler bunlardır derler işin içinden çıkarlar.bir defa ben bu toplumun bir bireyi olarak hertürlü aptal şeyi okuyabilirim .ve bana seksi bir kadın fotoğrafı koyarsan ben onu tıklarım.yada sibel can kocasını kimle aldattı bakın tarzı şeyler yazarsan ben oraya bakarım.bu gazete sadece böyle haberler yapmaya başladı.ve sonrada çok okunuyoruz diye başarılı olduklarını sanıyorlar.benim insan olarak bazı zayıf noktalarım var.bunlar seksi fotograflara bakmak sonra aptal ünlüler hakkında salakça şeyler merak etmek gibi.bir gazetenin görevi bu şeyleri daha çok önüme koymak değil bunlardan kurtulmamı sağlayacak adam gibi haberler vermek olmaktır.yanı ben gidip seksi bişiler görmek istesem giderim ona göre sitelere girerim yada ünlülerin salak hayatı hakkında bişiler duymak istersem açarım tv yi.ama ben bir haber okumak istediğimde böyle şeyler görünce anlıyorumki bu gazetenın amacı bana geliştirici bilgilendirici yazılar yazmak değil tersine benim zayıf noktalarımdan yararlanıp beni sömürmek oluyor...ee arkadaşım bu kadar şikayetçiysen okuma ozaman diyen olcak elbette.şimdi sorun benim okumamda değil.hürriyet gazetesi kitleleri etkileyen büyük silahlardan biridir.ben okumasamda hürriyetin okunduğu gerçeği değişmeyecek.bu insanlar yaptığı mesleğin hakkını vermedikleri için kendilerinden utanmaları gerekiyor.para kazanmak istiyorlarsa hertürlü yolla yapsınlar bunu.ama yazı yazarak kendilerine yazar diyerek bunu yapmasınlar.hadi seksi fotoğrafları yada ünlülerin aptal dünyası tarzı şeyleride geçtim birde aldatıcı başlıklar kullanarak içi boş haberler veriyorlar.biliyorlar böyle yapılınca daha çok tıklancağını ondan hertürlü başlığı kullanma hakkı görebiliyorlar.zaytung daki haberlerden hiçbir farkı kalmadı.umarım böyle yaptıkları için bunun bedelini öderler.insanın elinden bişide gelmeyince tek beklentisi hakettiklerini bulurlar demek oluyor.allahımya okadar cok nefret ediyorumki benim zayıf noktalarımdan faydalanmalarından ellerime geçseler çoçuk gibi ağlatana kadar bokunu yiyim abi yapma diyene kadar işkence yapmak istiyorum şunlara.

kadın aldatır erkek aldanır


hani aldatmak diye birşey varya ilişkilerde var işte bilmiyormuş gibi davranmayın.yani aldatma genelde erkeklerin yaptığı birşey olarak kabul ediliyor.oysa durum tam tersi kadınlar daha fazla aldatıyor.şimdi ulan zaten herkes bunu diyor demeyın tamam bılıyorum artık "kadınlar daha çok aldatır" demek bir klişe haline geldi.bunu biliyorum ama ben neden kadınların daha çok aldattığını farklı bir şekilde diyeceğim ya hemen bok atmayın yazıma.belkide güzel yazı olcak bellimi olur.neyse öncelikle aldatmanın kelime anlamına bakacak olursak ortada bir aldatan birde aldanan var demek oluyor.aldatmak karşındakini kandırmak gerçeği ondan saklamak anlamını taşıyor.böyle bakınca aslında erkeklerin yaptığına aldatmak değil pişkinlik diyebiliriz.yani erkekler kimseyi aldatmıyor aslında evet başka bir kadınlada yatıyorum ne olmuş diyor aslında.bunu açık açık söyleyemesede karşıdaki bunu çok iyi anlıyor ve açıkcası hiçde aldanan bir duruma düşmüyor.erkek toplumunda seks yapmak övünülecek bir şey olduğu için erkekler seks olayını pek gizli tutmaz bu yüzdende bu konuda birilerini aldatmak için yeterince tecrübe elde edememiştir.ama kadınlara bakcak olursak ergenliğe girdikten sonra bütün cinsel deneyimlerini en ufak bir şeyi bile herkesten saklı tutmak zorunda kalmışlardır.annesinden babasından kendisinden gizli tutarak bir cinsel yaşam sürdürmüştür en başlarda.şimdi şöyle bir durum var.kadınlar ilk cinsel anılarını gizli tutarak yaşadıkları için bu gizliliğin verdiği heyecanı zevki ilerki yaşlarındada aramışlardır.yani evlenınce kocasıyla istediği özgürlükte cinsellik yaşadığı halde o ilk zevklerini bu cinsel yaşamdan bir türlü elde edemiyor.buda kadını bir yerden sonra tekrar gizli cinsel deneyimler yaşamaya itiyor.ve bu yüzdende aldatmaya yönelebiliyor.kadın daha fazla aldatır demek kadın erkekden daha fazla eşinin dışında biriyle ilişki yaşar demek değildir benim anlattıklarımda.iki tarafta bunu aynı oranda yapar.ama erkek eşini aldatmaz açık açık yapar ama kadın aldatmaktan zevk alır gizli birşeyler yaşamaktan daha çok zevk alır.

büyüyünce ne olcaksın


aklıma gelmişken yazayım.küçükken büyüyünce ne olcaksın diyenlere astronot olcağım güneşe ilk çıkan ben olcağım derdim.sonra biraz düşündümde bu bizim nesille ilgili bir durum mu.birçok yerde karşılaştım ki küçükken bir çok cocuk ne olcaksın dediklerinde astronot olcağım demiş.şimdi benim küçük kuzenler falan var o salakta ben hacker olcağım diyor.küçük kafasıyla hatta senin msnını hacklerim diye tehdit etmişliği bile oldu.neyse garip işte.neden astronot olmayı istedikki oysa olması en zor şeylerden biriydi.ki ben güneşe çıkmak istemişim yahu.ozamanlar olması en zor olan neyse onu seçmek istemiştim galiba.hatırlıyorumda aslında astronotlar hakkında hiç bir fikrim yoktu sadece en zor olduğu için demiştim oysa içimden hep çöpçü olmak geçiyordu.mahalle maçlarını yaptıgımız yollarda çöpçülerin o çöp arabalarının arkasına takılarak o pislikleri toplaması hep ilgimi çekmişti.hepimiz elimizin değmesinden iğrendiğimiz çöpleri çok rahat bir şekilde alıp arabaya atıyorlardı.o çöp arabalarının arkasındaki boru şeklindeki demirlerin neden o çöplükte bu kadar temiz olduğunu düşünürdüm.herşeyiyle benim için gizemli birşeydi çöpçü olmak.işin garibi bloguma çöplük demem acaba bilinçaltımın bana yaptığı bir oyunmu.çünkü ben çöpçü olmak istediğimi bilmeden bu ismi vermiştim.şimdi farkettimde olmak istediğim adam olmak için yazıyorum galiba bu yazıları.keşke en zor diye güneşe çıkmak istemek yerine sadece çöpçü olmak isteseymişim.ozaman belkide istediğim olmadı diye hayal kırıklığına uğrayıp hayallerimi sınırlandırmazdım.en büyük hayalim keşke en çok olmak istediğim şey olan çöpçü olmak olsaydı.şu yaşımda bile çöp arabalarını görünce bir garip oluyorum.galiba bir günlüğüne bile olsa benim bunu yapmam gerekiyor.bu yazıyla bunun farkına vardım=)

never marry a railroad man

hiç bir şey yazma havasında değilim sadece bir şeyler paylaşmayı istiyorum.belki birileri tesadüfen burayı okur ve böyle bir şarkının varlığından haberi yoktur.işte o kimse artık ona hediyem olsun.


başlık yazamama durumu var bende affola

yaşamakta zorlanıyorum dayanılmaz sıkıntılar panikataklar yaşıyorum ama kendime olan saygımı yitirmişim ..."ne sıkıntı yaşarsan yaşa umrumda değil" diyorum kendime.ben bile kendimi takmazken kim bana yaşamayı sevdircek.biri sevdirmeye çalışsa ondan kaçıyorum zaten.derdinmi yok benim gibi böcekle uğraşıyorsun,git hayatını yaşa diyorum içimden.biri beni anladığını göstersin bu seferde bana benzediği için ondanda tiksiniyorum.

One Of Us Cannot Be Wrong

aslında okadar yorgunum o kadar üzgünüm o kadar güçsüzümki sadece aynı şarkının sonundaki gibi sesler çıkarmak istiyorum.ama anlaşılmamaktan korktuğum için istemeye istemeye hislerimi böyle kelimelere döküyorum ,,, aslında hissettiklerimi anlatacak kadar kelime haznem yok,zaten bukadar diplerdeyken kelimeleri bir araya getirmek için verdiğim çaba ikiyüzlüce geliyor..leonard cohen önce güzel güzel derdini kelimelerle anlatmaya çalışmış sonra bir yerden sonra bunun saçmalığını anlayınca o vücudun aslında çıkarmak istediği sesin çıkmasına izin vermiş gibi.belki cidden böyle yaptı belki yapmadı.ama ne güzel bişi ya o son.bende böyle bağırıp derdimi dökmek istiyorum.asıl gerçek anlatcaklarım o çığlıklarda.keşke herkes o çığlıkların o ıslığın dilini bilseydi böyle saçma işlerle uğraşıp ikiyüzlülük yapmasaydım.